Yeni Nesil İnsan Kaynakları Yönetimi

Bildiğiniz üzere işletmeleri farklı kılan, rakiplerinden ayıran ve rekabette üstün hale getiren yegane ve taklit edilemez tek kaynak “insan kaynağı”dır. Personel yönetimi ve ardından gelen insan kaynakları yönetimi, genellikle önemsenmeyen bir işletme fonksiyonudur. Özellikle, entelektüel sermayenin geliştirilmesi, yaratıcı, yenilikçi ve gelişimci bir işletme için, kaçınılmaz olarak insanların başarılı ve etkin bir şekilde yönetilmesi gerekiyor. Son yıllarda işletmelerde çalışan bireylerin özelliklerinde ciddi değişimler görülmeye başlandı. Artık yeni nesil mezunlar iş ve işletme beğenmiyor ya da beğendiklerinde çalışmak istiyor. Binlerce işletme nitelikli işgücü ararken binlerce nitelikli mezun da iş arıyor. Aslında sorun buluşamamakta değil. Sorun, yeni nesil insan kaynağının havalı, “android işletim sistemli”, yüksek iş garantisi beklentili, çok çalışmadan yüksek ücret almayı yeğleyen, kısa sürede yükselme hedefleri olan, kişisel olarak gelişmiş, rekabetçi, farklılık üzerine kurgulanmış, insan ötesi özellikleri olan kişiler olmasından kaynaklanıyor gibi. Eğitim sistemi eski, ama nesil yeni. Dolayısıyla, işletmeler insan kaynağı bulmada zorlanıyor. Şimdi bir araştırma yapsanız ve 100 iş adamına sorsanız nasıl bir çalışan istersiniz? diye, önemli bir çoğunluğu, güvenilir, sadakatli, çalışkan, kendini yetiştirmiş, kendini bilen, dürüst ve yaratıcı özellikleri olsun cevapları verecektir. İş hayatında karşılaştığım insanlar, “hocam mezun ettiğiniz öğrenciler şöyle özellikte, şunu bilmiyor, şöyle yapamıyor, şundan anlamıyor, fatura bile kesemiyor” gibi serzenişlerde bulunuyor. Okul, öğrencilerin beyinlerini açıp içine bir şey yerleştiremiyor ki. Öğrenci kendisi isteyecek, heyecan duyacak, istekli olacak, talep edecek, okuyacak, araştıracak, gezecek, tartışacak ve sonunda öğrenecek. Ama öyle olmuyor genellikle. Ödevler veriyorum ki öğrenciler hayata dokunsun gerçek yaşama insinler. Ancak ödev yapma oranı % 10’lar civarında. Bazı ödevler de kopya. İnternetten intihal. Hiçbir alın teri yok, çalışma yok ve araştırma yok. İş hayatı kadar ben de şikayetçiyim “android işletim sistemli” nesilden. İşletmeler de şikayetçi. Daha okulda iken genel müdür olmayı, CEO olmayı hayal eden bir nesille karşı karşıyayız. Bir derste sınavda sordum, dedim ki “ben bu dersi size niye anlatıyorum”. Öğrenci yazmış “hiçbir fikrim yok”. Şimdi suçlu ben miyim (ki öyle). Öğrenci mi? 14 hafta boyunca haftada 3 saat ders anlatmışım, öğrenci hiçbir fikri olmadığını beyan edecek kadar umursamaz. Biz utanırdık hocamızdan, böyle bir şeyi asla yazamazdık ve söyleyemezdik. Oysaki ben derste atlayan, zıplayan, örnek veren, çırpınan ve gerçek hayatı da anlatmayı misyon edinmiş bir hocayım. Benim öğrencim “fikrim yok” diyor. Şimdi bu öğrenci mezun olacak ve iş dünyasına kaynak olacak. Daha okulda iken sorunlarımız var. O halde ne yapmak gerekir. İş dünyası yeni nesil insan kaynaklarını eski nesil yöntemlerle idare etmeye kalktığında sorunlar kaçınılmaz oluyor. Yeni nesil çalışırken eğlenmek, çok kazanmak, çabuk yükselmek, teknoloji ile çalışmak, az mesaili çalışmak, sosyal olmak, tatil yapmak, AVM’lere servis kaldıran bir şirkette çalışmak istiyor. Dinlenme zamanlarında yüzeyim, yemekhanemde tercihli yemekler olsun, arabayla işe gidip geleyim, çabucak öğreneyim ve “takım halindeymiş görünümünde tek başına çalışayım” istiyor. Çalışırken mesajlarımı arkadaşlarıma ileteyim, çalıştığım ofisten sık sık fotoğraf paylaşayım, bir elim işte diğer elim sosyal medyada olsun ve öğleyin yediğini grubundaki arkadaşları ile paylaşmak istiyor. İşletmeler açısından ise maliyetler ve verimlilik önemli. Karşılıklı beklentiler tam olarak karşılanamıyor. İş dünyası kimlerle çalıştığını veya çalışmak üzere olduğunun farkında olmalı. Bu nesli değiştiremeyeceğimize göre, teknolojiye ve “değer değişimine” dur diyemeyeceğimize göre yeni nesil insan kaynakları uygulamalarına ihtiyacımız var. Öğle tatillerinde çalışanlarını yüzdüren, çömlek atölyesi kuran, yemek pişirme kursu veren, seyyar satıcılarla işletme içinde pamuk şekeri dağıtan işletmeler ortaya çıkıyor. Artık, kişilik testleri yerine duygusal zeka testleri ve hatta çoklu zeka testleri yapılmaya başlanıyor insan kaynağı alımlarında. Yeni nesle uygun uygulamalar üretmeliyiz artık. Eski uygulamalar yeni nesle uymamaya başladı ve bu uyumsuzluk devam edecek gibi görünüyor. Bazı işletmeler çalışanlarına askeri eğitim kampları kuruyor. Yelken öğretiyor, dalma kursları veriyor, hobi odası açıyor, işletme içinde sırt ve boyun masajı yaptırıyor, açık kapı günleri yapıyor, otomobil firmalarını davet edip şirket içinde deneme sürüşleri yaptırıyor. Hatta yaşam atölyesi kuran işletmeler gördüm. Bunlar gerçekten yeni neslin arzuladığı, farklılık katan ve monotonluğu gidermede etkin olarak kullanılabilecek uygulamalardır. Yoksa birey o işletmede biraz çalışıyor sonra “sıkılıp” ayrılıyor. Ücret olarak tatmin olamıyorsa ve herkes kadar kazanıyorsa işletmesini değiştirmede zerre tereddüt etmiyor. Duygusal olarak kendisini işletmesine bağlı hissetmiyor. Çünkü bir anlamda “game over” oluyor ve oyuna yeniden başlıyor. Alışık olduğu bir durum aslında bu onun. Esnek çalışma saatleri ve “home ofisler” de aslında aynı neslin özelliklerinden doğmuş birer ihtiyaçtır. Şimdi işletme sahipleri ve İK yöneticileri kafa kafaya vermeli “ne yapmalıyız” üzerinde düşünmeli. Yasakçı zihniyet “personel devir hızını artırmaktan” başka bir işe yaramıyor. Serbest bıraktığın zaman da öğrencilik yıllarında dersi dinlemeyen, ödevini yapmayan, stajını öylesine yapan, ders kaçırmaktan utanmayan öğrenci, iş hayatında iş değiştiriyor ve laubali olabiliyor.


Artık insan kaynakları yöneticileri personeli çalıştırırken eğlendirmeli ve çalışmayı bir zevk haline hatta bir “oyun” haline getirmelidir. Hassasiyetle ve ciddiyetle personeli ile ilgilenmeli eski refleksler yerine yeni uygulamaları benimsemelidir. Tüm çalışanları bir sınıfa (yemekhaneye) toplayıp, bir eğitimci getirip “hadi öğrenin” talimatı geçerliliğini yitirdi. Şimdi insanlar hep beraber bir odada “darbuka” çalıyor ve dinleyerek ve belki de susarak öğreniyor. Öğrenci iken öğrenmekte zorluk çeken biri “para kazanıyorken” kolayca öğrenebilir mi? Böyle eğitimler olmalı ama daha ziyade işletme dışında eğlenerek öğrenmeli. Bu yaklaşım yeni neslin hoşuna gidiyor. Tabletinde, telefonunda ve bilgisayarında boş bulduğu her anı değerlendiren, “sıkılgan android nesil” hem bunları yapmayı hem de mesleki olarak gelişmeyi istiyor. Aslında kişisel gelişim seminerleri ile “farklı” olmayı ve gelişmeyi prensip olarak benimsemiş bir nesil var karşımızda. Bu genellikle iyi, ama bazen de kötü. İş alımlarda, mülakatlarda nasıl davranması gerektiği konusunda yeterince “rol” yapmasını bilen eğitim ve donanıma sahip aslında bu yeni nesil. Beden dili, diksiyon, takım çalışması, liderlik, vizyon, hedef belirleme, işbirliği ve farklı olma, pek çok üniversitede yılda birkaç kez düzenlenen “sertifikalı”, ve standart donanım haline geldi. Bunlar yeni nesil insan kaynaklarını dizayn ediyor ve iş dünyasına sevk ediyor. Ama iş dünyası bunların farkında mı, aynı reflekslere sahip mi? Aynı gelişim ve dönüşüm onlarda var mı? Aynı kaygılara mı sahip? Bunu sorgulayan sınırlı sayıda insan var. İş dünyasının işi başından aşkın. Rekabet had safhada, kâr marjları % 5’lere kadar gerilemiş, müşteri bulmak ve tutmak zorlaşmış, maliyetler kontrol edilemez, verimlilik artırılamaz hale gelmiş. Siz yüzlerce sorunu olan işletmelerle, farklı, yüksek hayal gücüne sahip, kişisel olarak farkındalığı ve gelişmişliği yüksek, sosyal medyada etkin bir nesli buluşturmaya çalışıyorsunuz.
Tüm mezunlar mı öyle, elbette ve kesinlikle hayır. Çalışkan, üretken, disiplinli ve gerçekçi binlerce öğrenci de var elbette.
Bu yeni nesil haklı, çünkü çağ dediğimiz şey (her neyse) oraya gelmiş, modern yaşam (ne demekse) bu noktaya gelmiş. Şimdiki nesilde buna direnenler hala bulabilirsiniz. Ama nereye gidildiği açıktır.


Sözün özü şudur, insan kaynakları yöneticileri ve tepe yöneticiler bu yeni nesli anlamalıdır. Eski reflekslerini tedrici olarak terk ederek dünyaları kısmen farklı olsa da yeni nesli algılamaya ve cevap vermeye çalışmalıdır. Yeni insan kaynakları uygulamaları hem gençleri hem de işletmeleri memnun edecek gibi görünüyor. Hocam nedir bu yeni insan kaynakları uygulamaları diye soruyorsanız yeni bir refleksle cevap vereyim “izlemeye devam edin”.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, size daha iyi bir göz atma deneyimi sunmak için çerezler kullanır. Bu web sitesine göz atarak, çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.